ÖĞRENCİ İLE İLETİŞİM Okul Rehberliği, Psikolojik Danışma & Rehberlik

ÖĞRENCİYLE İLETİŞİM     

*Özel iletişim tekniklerini uygulayınız:

1-Onları onayla ve iltifat et.

“Bunu yapabilecek birisi varsa o da sensin”,

“Ne muhteşem…”, 

“Varlığından emin olduğum o müthiş zekanızı…”,

“Nasıl yapabildin bravo doğrusu”vs. iltifatlar edebilmelidir.

Olumsuz yanlarına da iltifat edilebilir:

“Doğrusu hiç şişman gözükmüyorsun”

 Mutlaka onaylayabileceğiniz bir yönünü bulmaya çalışın. Bunu yağcılığa veya abartıya kaçmadan içten yapmak gerekir. Onay ve iltifat sonrası teşekkür de edilebilir.

 Öğretmen takdirlerini sınıf karşısında kıvandırıcı bir biçimde yapmalıdır. Beğendiği bir ödevi sınıf huzurunda okutmalı ya da başarı panosuna asmalıdır. Bu davranış öğrenciyi mutlu ve diğerlerini de teşvik eder, ilerleme ve çalışma gücü kazandırır.

 Ayrıca onaylama sırasında “ben de” tekniği kullanılabilir: “Ben de öyleyim”, “Ben de olsam aynı şeyi yapardım” vs.

 2-Yumuşak konuş, yumuşak yanıt al.

 Ne şiddette konuşursan, o şiddette yanıt alırsın. Ruhu okşar gibi konuşmak gerekir.

 3-Fikrine önce kendini ikna et, sonra öğrencilerini.

 Benimsetmek istediğin düşünceleri anlatırken heyecan ve coşku duymalısın;

 Örn; “Öyle yapmak öyle güzeldir ki!..”, “Bir şeyler keşfedebilmenin o cazibesi yok mu?” vb.

 4-Güven duy.

 Öğrencilere güvendiğimizi göstermemiz, onların da bize karşı dürüstçe yaklaşmasına neden olacaktır. “Sana hep güvendim ve hala güvenebileceğimi biliyorum…”. Bunu omuzlarına dokunarak yapın.

 5-Öğrencilerinin yanında insanlar aleyhinde konuşmayın.

 İnsanlardan bahsederken onların olumsuz özellikleri yapıcı olarak eleştirilebilir ama yıkıcı şekilde onlardan, öğrencilerin yanında bahsetmek öğrencilerimizin bize olan güvenlerinin azalmasına yol açabilir. Sonuçta önemsenmez hale gelebiliriz. Özellikle öğrencileriniz yanında asla öğretmenleri eleştirmeyin. Bu daha büyük olaylara patlak verebilir.

 Yargılama ki yargılanmayasın.

 Hiçbir şeyden şikayetçi olmayın, yapabiliyorsanız eleştirmeyin de…

 6-Onların da seni onaylamasını sağla.

 Soracağın soru yanıta ortam hazırlasın; “Böyle mi? sorusu yerine “Böyle olmalı değil mi?” diyerek başını öne eğerek kendin onaylamalısın. Kesinlikle öğrencileriniz de o yönde onaylayacaktır.

 7-Soruların öğrencilerde direnme yaratmasın.

 “Niye dinlemiyorsunuz anlayamıyorum? Yerine “Haydi çocuklar, şimdi dinleme ve bir şeyler öğrenme zamanıdır!..” denilmeli.

 8-Onlarla görüşmeyi ertelemeyin:

 Öğrencilerinizin konuşma ve görüşme tekliflerine sıcak yaklaşın. “Teneffüste görüşebilir miyiz canım?” veya “Mümkün olan en kısa zamanda görüşmek isterim” dedikten sonra teneffüste veya belirttiğiniz uygun zamanda mutlaka onunla görüşmeye çalışın.

 Gereksiz konuşmaları daha kibarca erteleyebilirsiniz: Ders anlatırken birisiyle konuşmayı reddetmek kabalık değildir. fakat çoğunlukla öyle hissedilir. Uygun bir açıklama ile örneğin; “Bu senin için önemli gözüküyor. Gerçekten daha fazlasını duymak isterim. Bunu ders saati dışında konuşabilir miyiz? Böylelikle soruna daha fazla konsantre olabilirim!..” gibi bir konuşma ile dersin bölünmesini önlemiş olursun… Ders sonrası yanınıza görüşme için gelen öğrenciye “Meşgulüm sonra gel.”demeyiniz.

 9-Öğrencilerinize özel muamele gösterin:

 “Meslek hayatımda en özel sınıfsınız!..”,

 “İlkelerim gereği yapmamam gerekiyor ama sizin için istisna yapacağım!..”

 “Sizin için seve seve…”,

 “Bu sınavdan en iyi şekilde çıkacağınızı biliyordum…” gibi örnek kalıp cümleler kullanabilirsiniz veya benzer yakın cümleler geliştirebilirsiniz.

 10-Tebessüm edin, gülümseyin.

 En azından bunu kendi ruh sağlığınız için yapmış olursunuz. Unutmayın ki somurtarak ciddi görünmeye çalışmakla önemsenmiş olmazsınız.

 11-Mutlu ifade kullanın; felaket habercisi olmayın.

 Umut ve mutluluk içeren cümleler kurun. Güzel şeyler duymak onları size yakınlaştıracaktır. Duyamadıkları şeyleri sizden duymaları sizi daha çok önemsemelerine yol açacaktır. Ailelerinden duyamadıkları sözleri sarf etmeniz onlara ödül olacaktır.

 12-“Sen dinlemeye değersin!” mesajı ver.

 Öğrencilerini dinle. Kendilerini dinlemeyenleri, onlarda gönülden dinleyemezler. Sözlerini kesme, daha çok anlatmasını iste. “Şu son noktayı açar mısın?” de. Ayrıca dinleme alışkanlığını kazanabilmeleri için de model olabileceğini unutma.

 13-Olumlu düşüncelerini pekiştirin.

 Düşüncelerini pekiştirmek için”Senin de ifade ettiğin gibi…” deyin.

 14-Alçak basınç uygula veya egosuna saldırma.

 Haklı olduğu noktaları onayla ama haksız olduğu noktalar için ise “Bu konuda haklısın, ancak diğer yandan…” vb. cümleler ile yanılabileceğini kabullenmesini sağla. Bunu üzmeden yapmış olursun.

 15-Üçüncü şahıslar aracılığıyla konuşun.

 Örneğin, dinlenilmediğini düşünüyorsanız”Dinlenilmeyi hak ediyorum “ yerine, “Bir öğretmenin dinlenilmesi gerekiyor arkadaşlar” diyebilirsiniz.

 16-Onurlarını kurtarın.

 Hata yapmış olanları paylayacak ya da cezalandıracak yerde”Seni anlamaya çalışıyorum ve anladığımı zannediyorum, yaptığın bu hatanın o an için acı sonuçlarını görememiş olabilirsin” diyebilirsiniz.

 Davranış çok fazla olumsuz değil ise “Galiba o an için herkes aynı şeyi düşünür veya yapardı” gibisinden daha hoşgörülü bir ifade takınabilirsiniz.

 Davranış problemlerini özel görüşmelisiniz! Arkadaşları yanında utandırılmamalısınız. Öğrenci şöyle düşünebilmeli, “Öğretmenim beni arkadaşlarımın yanında bozmayarak benim seviyemi onlar nazarında düşürmedi”.

 17-Teşekkür et ve ismini söyle.

 Teşekkür ederken öğrencinin ismini de söyleyin, daha iyi etki yapar. Ona bakarak ve de mırıldanmadan, açıkça, içten teşekkür. Hem de hiç beklemedikleri bir anda teşekkür edin.”Teşekkür ederim Ahmet” vs.

 Öğretmen zaman kaybetmeksizin ilgili öğrencilerin adlarını tamamiyle öğrenmelidir. Bu ilgi göstermenin somut örneklerinden birisidir. Adıyla çağrılmak çocuğu mutlu eder ve öğretmene yaklaştırır.

 18-Eleştiri yapmak zorunda kalınırsa kişilik değil hareket eleştirilmelidir.

 Eleştiri öğrenci ile yalnızken yapılmalıdır. Eleştiri cümlelerine başlamadan önce bir komplimanla başlamak yararlıdır. ”Çok cana yakınsın, çok ilgilisin, çok zekisin emin ol ama biliyor musun……” vs. gibi. Ama mutlaka kapanışı dostça yapın.”Sana güvenebileceğimde eminim”, “Bunu aşacağını biliyorum…”, “Daha çok çalışacağını biliyorum…” vs.

 19-Rica et, emretme, talep et.

 “Çalış”, “Dinle”, “Oku” yerine “Okursan, çalışırsan, dinlersen kazanırsın, faydalarını görürsün, gelişirsin…” gibi cümleler ile konuşulmalıdır.

 20-Empati kurdurun.

 Destek almak için örneğin sınıfta çok gürültü oluyor ve siz bundan rahatsız oluyorsanız, “Benim yerimde olsaydınız sınıfa sessiz olmasını nasıl öğütlerdiniz, bunun için ne yapardınız?” gibisinden sorular sorun. Dikkatlerini çekin, düşündürün, dinlemeye , sessizliğe zorlayın.

 21-Onlara yakın ol, onlara dokun.

 Her öğrenciye bedensel olarak yakın ol. Sınıfta dolaşarak “Ben sana da yakınım” mesajı ver. Her an hepsini gör, hepsini duy. Onlarda seni görsün, seni duysun. Öğretim zamanını masadan direktifler vererek geçirmemek gerekir.

 Kafalarına, omuzlarına, arkadaşça sevgiyle dokun. Şefkatli ve dostça bir hava ile bunu yap.

 22-Gözlerinin içine bak.

 Yapacağın konuşmalarda öğrencilerinin gözlerinin içine bak. Genel konuşmalarda gözlerini, bütün öğrencilerin gözleri üzerinde gezdirmeye çalış.

 Genel bakmak yerine Özel bakmak bazen öğrencilerle kopan bağları tamir edebilir. Yani konu anlatırken spesifik öğrencilerle göz göze gelmek.

 23-İyi hitap et.

 Argo ve küfürlü hitaplardan kaçının. Onurlarını yüceltici hitaplar yapmaya çalışın. İsmiyle etkili bir ses tonuyla hitap etmelisiniz.

 24-Özür dilenmesi konusunda ısrar etmeyiniz.

 Hata yapan öğrenciden özür dilemesini beklemek hatadır. “Sınıftan özür dilemen gerek” şeklinde emirlerden kaçının. Bırakın kendini buna zorlasın.

 25-İlgilerinden bahsediniz.

 Öğrenci Hasan ders dışı etkinliklerde müzikle meşgüldür. Dersi kaynattığı bir anda “Hasan müzik çalışmaların nasıl gidiyor?” gibisinden bir konuşma onu kendisine getirecek ve konuşmalarınızı daha etkin olarak dinlemeye çalışacaktır. Çünkü önemsendiğini hissetmiştir. Bunu yanıtlamak isteyecektir.

 26-Mizahi olunuz.

 Onları eğlendirerek eğiten bir öğretmeni mutlaka dinlerler. Mizahi yönünüzü öğrencilere takılmakta değil olaylara değişik anlamlar yükleyerek, bilginin çok yönlü verilmesini sağlayacak şekilde kullanınız. Öğrencilere değil olaylara takılın, yoksa gücenmeler ya da alınganlık tepkileri alabilirsiniz.

 27-Selam verin, selam alın.

 Öğrencilere ilgi göstermenin ilk koşulu onlara selam vermektir. “Selam” veya “Merhaba” , “Benden sana zarar gelmez, senin de benim gibi mutlu olmanı istiyorum, seni görmekten sevinç duyuyorum…” anlamını taşır. Her öğretmenin selam verme ve selam alma alışkanlığı kazanması mutlaka gereklidir(Yapmacıksız ve kesinlikle içten olmalıdır). Selam vermeyen insanın selam almama şikayeti olamaz (Ne ekersen onu biçersin). Öğrencilerin öğretmenlere dönük eleştirilerinden birisi budur. Selamla önemsenmek istediklerini ifade etmektedirler. Hatta bu, kimi öğretmenler tarafından da dile getirilmektedir; Meslektaşları olan öğretmenlerin yanlarından geçerken bile selam vermedikleri, somurtkan bir ifade ile yüzlerine bile bakmadıkları hatta selamlamamak için yollarını bile değiştirdikleri şikayet konusu olmaktadır. Sonuçta, öğrenci ya da öğretmen olsun, herkese selam vermek ve verilen selamı almak insanlığın ve medeni ilişkilerin vazgeçilmez bir unsurudur ve insan kazanmanın püf noktasıdır.

 28-Ellerini sıkın.

 Samimi olarak öğrencilerinizin ellerini sıkmaktan çekinmeyiniz. Bunu kibir ve böbürlenme havası ile yapmayınız. Öğretmen öğrenciyi (işlediği hammaddeyi) bu davranışı ile yüceltmelidir (Hammaddeye dokunmadan ona şekil verilemez). Sevgiyle ellerini sıkın ki sevgiyle saygı görün.

 29-Kendinizden veya yakınlarınızdan çok bahsetmeyiniz.

 Hayatınızdan kesitler vererek kendinizle ya da yakınlarınızın önemsenilecek özelliklerini sürekli olarak öğrencilere empoze etmeye çalışmayın. Örn; “Ben gençken……idim, siz de öyle olmalısınız” gibisinden telkinler olumsuzdur. Aynı şekilde yakınlarımızı öne çıkaran “Oğlum gece gündüz çalışır, o bir tanedir. Oğlum diye söylemiyorum ama…” gibisinden açıklamalar çocukların “dalga geçme” dürtülerini harekete geçirir. Öğrenciler öğretmeni yavaş yavaş önemsiz bulmaya başlar.

 30-Verdiğiniz sözlerinizi tutunuz.

 Sık söz vermeyin her şeye “evet “demeyin sonra altından kalkamayabilirsiniz.

 31-“Sen” dili yerine “Ben” dili kullanınız.

 Sürekli “Ben” dili kullanmaya özen gösteriniz. Örn; Sınıf içerisinde yüksek sesle konuşan bir öğrenciye “yeter artık Ahmet, kes sesini” demek yerine “Ahmet yüksek sesle konuştuğun için dikkatim dağılıyor, ne söyleyeceğimi unutuyorum” diyebilirsiniz. “sen” dili kullandığımız zaman otomatik olarak söz veya direktiflerimize tepki uyandırmakta olduğumuz söylenmektedir. “Ben” dili kullandığımızda bu tepki ya da karşı koyma en aza inmektedir.

 32-Parmakla göstermeyiniz.

 Dostça hareket, tavır; korkutarak değil! Parmakla bile gösterme, işaret etme uzaklaştırıcı olabilir. Parmakla göstererek ‘Hey sen!’,yerine, elin iç tarafı gösterilerek ‘Siz!’ şeklinde hitap daha pozitif olacaktır.

 

ÖĞRENCİ İLE İLETİŞİM
0 votes, 0.00 avg. rating (0% score)

Bir Cevap Yazın