İŞİTME ENGELLİ OLMAK İşitme Engelliler, Özel Eğitim

İşitme Engeli Nedir?
İşitmenin gerçekleşebilmesi için;
1- Sesin olması,
2- Bu sesin insan kulağının algılayacağı frekans ve şiddet sınırları içinde bulunması,
3- Sesi algılayabilecek alıcı organın, yani kulağın olması,
4- Sesin kulak içindeki yapılardan engellenmeden geçerek beyindeki işitme merkezine ulaşması, bu merkeze doğru algılanıp, yorumlanması gerekmektedir.
İşitme engeli, çok hafif dereceden çok ileri derecelere kadar farklılıklar gösteren işitme yetersizliğidir. Diğer bir deyişle, bireyin işitme duyarlılığının, onun gelişim, uyum, özelliklede karşılıklı iletişimindeki görevlerini yeterince yerine getirememe halidir. İşitme engellinin derecesi ya da tipi ne olursa olsun, kişinin sadece dil ve konuşma gelişimini değil, zihin, sosyal ve duygusal gelişimini de etkilemektedi
Nedenler:

İşitme engelinin engelliliğin genel nedenlerinde olduğu gibi çok ve değişik nedenleri vardır.Hatta bu nedenlerden bazıları ülkeden ülkeye ve coğrafi bölgelere göre de değişiklik gösterebilmektedir.Yaygın olarak doğum öncesi,doğum anı ve doğum sonrası nedenler olarak sınıflandırılmaktadır.

Doğum öncesi nedenler: Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkçık, kabakulak, sarılık…), hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi, hamilelik döneminde annenin ototoksik ilaç ve alkol kullanımı, hamilelik döneminde geçirilen kazalar, anne ve babanın kan uyuşmazlığı, işitme engeli olan diğer aile fertlerinin bulunması(akraba evliliği)

Doğum anı nedenler: Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (bebeğin ağlamaması, kordon dolanması, oksijensiz kalma…), düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve 5 günden fazla yeni doğan bakım ünitesinde kalma), bebekte kan değişimini gerektiren sarılık, APGAR (yeni doğanlara uygulanan test) sonuçlarının 1 dakikada 4 ten düşük ve 5 dakikada 6 dan aşağı olması, doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülebilir zedelenme.

Doğum sonrası nedenler: Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme, çocukluk hastalıkları(havale, menenjit, kızamıkçık,kızıl..), 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit), çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)

iİşitme kaybı tiplerini 5 temel grupta ele almak mümkündür.
•   1- İletim tipi işitme kaybı
•   2- Sensörinöral (S/N) işitme kaybı
•   3-Mikst tip işitme kaybı
•   4-Fonksiyonel işitme kaybı
•   5-Santral işitme kaybı
İletim tipi işitme kayıpları, dış ve orta kulak fonksiyonlarının bozulması sonucu ortaya çıkan işitme kayıplarıdır. Genellikle tıbbi ve cerrahi olarak tedavi edilebilir. Tedavinin başarısız olduğu durumlarda işitme cihazına gerek duyulur. Atrezik kulak kepçesi, buşon, stenoz, yabancı cisim, eksternal otit, karsinomlar, kulak zarı hastalıkları, orta kulak hastalıkları, östaki kanalı hastalıkları iletim tipi işitme kaybına neden olabilmektedir
Sensorinöral işitme kayıpları: İç kulakta veya iç kulaktan beyin kabuğuna kadar olan işitsel yolda meydana gelen bozulmalar sonucunda ortaya çıkan işitme kayıplarıdır. Meniere sendromu, akustik travma, kafa travması, ototoksik ilaçlar, viral enfeksiyonlar, presbiakuzi (yaşlılıkla birlikte gelişen işitme kaybı), vestibuler schwannoma (beyinsapı tümörü) vb patolojiler sensorinöral tip işitme kayıplarının en sık görülen nedenlerindendir.
Mikst tip işitme kayıpları, iletim ve sensorinöral patolojilerin aynı kulakta oluşması sonucunda gözlenen işitme kayıplarıdır. Genellikle orta kulağın müzmin iltihapları bu tip işitme kaybından sorumludur.
Fonksiyonel işitme kayıpları, organik kökeni olmayan, emosyonel ya da çıkar sağlamaya yöneil olarak beliren işitme kayıplarıdır.
Santral işitme kayıpları ise genel olarak koklear çekirdekler ve işitsel korteks arasında özellikle iki taraflı tutulum sonucunda ortaya çıkan işitme bozukluklarıdır. Oldukça nadir olarak rastlanır
İşitme kaybı dereceleri:
İnsan kulağı, algılayabildiği en alçak frekans ses olan (yaklaşık) 20 Hz. ile  20.000 Hz. frekans’daki sesleri algılayabilir. Bu geniş algılama alanı içinde en çok kullandığımız ve gerek odyometrik ölçümlerde, gerekse işitme cihazı uygulamalarında en önemli sayılan frekanslar 125 Hz. ile 8000 Hz. arası frekanslardır.
Sesin şiddet birimi desibel (db)’dir. Bir sesin şiddetini belirtirken birim olarak db kullanılır.  İnsanın -10 ila 180 db arasındaki değerlere sahip sesleri duyduğu kabul edilir.Odyometrik ve işitme cihazı uygulamalarında -10 ile 120 db arası değerler ölçülmektedir.
İşitme kaybı dereceleri.kişilerin 500,1000 ve 2000 hz frekanslarda test uyaranına verdikleri cevabın aritmetik ortalaması alınarak belirlenir.İşitme kaybı dereceleri dB cinsinden ifade edilir.İşitme kaybı dereceleri aşağıdaki tablodaki gibi sınıflandırılır.
İşitme Engeli Teşhisi ve Tanısı Nerelerde Konulur?
İşitme engeli tanısı odyometri kliniklerinin bulunduğu kulak burun boğaz  servislerince konulur.Bu tanılama sonucunda bireylere işitme engelinin tipi ve derecesine uygun cihazlar verilir.
Genel olarak üçe ayrılır. İşitme Engelli Bireylerin Kullandıkları Cihazlar
Kemik yolu işitme cihazları,   Hava yolu işitme cihazları. Cochlear Implantlar
Kemik yolu işitme cihazları;
1. Gözlük tipi ve 2. Baş Bandı olmak üzere iki alt tipi mevcuttur.
Hava yolu işitme cihazları  ;
1. Kulak arkası, 2. Kulak içi: Concha,   kanal içi (ÎTE), derin kanal içi (CIC)3.  Cep tipi,
4.  Gözlük tipi olmak üzere dört alt grupta toplanır
Koklear İmplant Nedir ?
Koklear İmplant, işitme cihazlarından az veya hiç yarar sağlayamayan ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olanlara yardımcı olmak için tasarlanmış elektronik bir aygıttır.
Koklear İmplant sistemi günlük sesleri şifrelenmiş elektriksel uyarımlara dönüştürür. Uyarımlar işitme sinirini uyarırlar ve beyin onları ses olarak algılar.
Bir Koklear İmplant sistemi iki kısımdan meydana gelir:
* Operasyon ile yerleştirilen iç kısım-İmplant,
* Konuşma işlemcisi olarak isimlendirilen dış kısım
Koklear İmplant Nasıl Çalışır ?
1.  Sesler mikrofon tarafından alınır ve elektriksel sinyallere dönüştürülür.
2.  Sinyaller konuşma işlemcisine ulaşır ve burada kodlanır (özel biçimde elektriksel uyarımlar).
3.  Uyarımlar aktarıcıya yollanır ve buradan radyo dalgaları vasıtasıyla deriden geçip implant’a ulaşır.
4.  İmplant, Koklea’da bulunan elektrotlara bir elektriksel uyarım kurgusu yollar.
5.  İşitme siniri uyarımları alır ve beyine yollar. Beyin bu sinyalleri ses olarak algılar.
İşitme Engelli Bireylerin Eğitiminde Eğitim-Öğretim Yaklaşımları
SÖZEL İLETİŞİM YÖNTEMİ (Oral)
1.   Bu yöntemin dayandığı temel ilke, işitme engelli kişinin işitenlerin dünyasında yaşamını sürdürebilmesi için, en yaygın iletişim biçimi olan sözel dili öğrenmesi gerektiğidir.
2.    İşaret dilinin öğrenilmesinin konuşma öğrenimine kıyasla daha kolay olması sözel dil gelişimini engelleyebileceği için sözel iletişim yönteminde işarete yer verilmez.
3.    Bu yöntemde işitme eğitimi, dudaktan okuma ve konuşma öğretimine ağırlık verilir.
4.    İşitme engelli bireyi, ana dilini konuşabilir ve konuşulanı anlayabilir hale getirmeyi amaçlayan bir yöntemdir.
5.     İşitme duyusu, bu yöntemde dil edinimi için temel duyu olarak kullanılır.
6.    Bu yöntemde işitme engelli çocukların gecikmeli de olsa işiten çocuklarla aynı dil edinim süreçlerini izleyeceği kabul edilir.
7.     İşitme engelli çocukların yakın çevrelerindekilerle anlamlı etkileşime girerek dillerini geliştirebileceklerine inanılır.
Doğal işitsel sözel yöntem, sözel iletişim yönteminin bir türüdür ve işitme engelli bireylerde konuşmanın geliştirilmesi, bu yöntemin temel hedeflerinden biridir. Doğal işitsel sözel yöntem, çocukların varolan işitme kalıntılarından yararlanarak, işitme kaybına uygun cihazların kullanılmasıyla, doğal ve etkileşimci ortamlarda konuşma ve dil gelişimini sağlamayı amaçlar. Ancak bu yöntemde erken teşhis, erken cihazlandırma, işitme kaybına uygun cihaz kullanımı, cihaz kullanımında sürekliliği sağlama ve erken eğitim büyük önem taşımaktadır. Dilin öğretilemeyeceği, doğal ortamlarda kazanılabileceği savunulur. Ayrıca  bu yöntemde ailenin eğitime doğrudan katılımı ve ailenin bilinçlendirilmesi vazgeçilmez bir unsurdur. Bu yöntem işaret yöntemini kullanmayı, abartılı görsel ipuçlarını içeren jest ve mimiklerini reddeder. Ancak normal konuşma akışı içinde doğallıkla kullanılan jest ve mimikler, vücut dili ve dudaktan okuma gibi görsel ipuçlarını destekler. Bu yöntemde dinleme becerisinin kazandırılması ve sesin algılanması çok önemlidir. Sesi fark etme, yerini belirleme, sesin ayırt edilmesi, seslerin sınıflandırılması ve aralarında bağlantılar kurulması ise, dinleme becerisinin gelişiminde önemlidir.
İŞARET YÖNTEMİ (Manuel)
1.     Duygu ve düşünceler, nesneler, belli bir dilin harfleri veya konuşma sesleri, beden hareketlerinden oluşturulan ve görsel olarak algılanan işaretlere benzetilmeye çalışılarak iletişim sağlanır.
2.     Özellikle çok ileri derecede işitme kaybı olanlar tarafından kullanılan bir iletişim şeklidir.
3.     Kolay öğrenilen bir yöntem olmakla birlikte, toplumda işaret dilinin bilinme düzeyi göz önüne alındığında, işitme engelli bireyin, çevreyle iletişiminde zorlanmasına ve toplumdan uzaklaşmasına sebep olabilmektedir.
4.     İşaret dilinin ilden ile, okuldan okula, sınıftan sınıfa ve hatta öğretmenden öğretmene farklılık gösteriyor olması ve kullanılan işaret sisteminde belli bir standardın olmayışı, bu yöntemle ilgili olarak yaşanan bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşaret dili: Bazı nesne ve fikirlerin işaretlerle anlatılmasından oluşur. İşaret dili, konuşulan dillerin yapılarından farklı bir gramatik yapıya sahip bir dil olarak  işaretlerle (el, kol biçimleri, hareketler) ifade edilen bir iletişim sistemidir. İşaret dili daha çok doğuştan engelli olup eğitim görmemiş işitme engelli bireylerin kullandığı bir yöntem olarak bilinmektedir.
Parmak alfabesi: Belirli bir dilin harflerini parmaklarla görülür hale getirmeye dayanır. Bu yönteme göre işitme engelli kişi parmaklarıyla havada yazı yazarak iletişim kurar. Daha çok yazı dilini bilenler tarafından kullanılır. Bu yöntemin etkililiği, o dilin harflerinin parmakla anlatıma uygun olmasına bağlıdır.
Belgili (işaretli) konuşma: Dilin konuşma seslerini elle belirtmeye dayanmaktadır. Her ses için bir özel işaret kullanılmaktadır.
TOTAL YÖNTEM

1.    İşitme engelli bireylerin kendi aralarında ve diğer insanlarla en etkili iletişimi kurabilmelerinde işitsel, sözel ve işaret yöntemi gibi toplumda geçerli tüm iletişim biçimlerinin birleşiminden yararlanmasını amaçlayan bir yöntemdir.

2.    Bu yöntemin temelini, yöntemin bir araç olduğu ve aracın amaçlarla uyum içinde olması gerektiği düşüncesi oluşturmaktadır.
3.    Burada belli bir çocuğa hangi yöntemin daha uygun olduğunu belirlemedeki hedefin, çocuğun ihtiyaçlarını en uygun biçimde karşılamak olduğu belirtilmektedir. Yani bu yöntem bireysel farkların ve bireysel ihtiyaçların önemini vurgulamaktadır.
4     Ancak, yöntemin uygulanmasında belli bir standardın olmayışı iletişimde sorunlara sebep olmaktadır. İşitsel, sözel ve işaret yöntemlerinin kim tarafından, nasıl uygulandığı sorularına verilecek net cevaplar, belli bir standardın oluşması açısından önemlidir.
İKİ-DİL YÖNTEMİ (BILINGUAL)
1.     İşitme engellilerin eğitiminde, yeni sayılabilecek bir yöntemdir.
2.     Genel olarak erken yaşlarda, iki dilin eşzamanlı olarak öğrenilmesine dayanır.
3.    İşitme engellilerin eğitimi açısından bakıldığında işaret dilinin ilk dil, sözel dilin ikinci dil olarak öğrenilmesi şeklinde tanımlanabilir. Burada herhangi bir dilin, diğerine üstünlüğü söz konusu değildir.
4.    Yöntemin çıkış noktalarından biri, işitme kaybından kaynaklı “işitme engellilerin” engelli olmadıkları, kendilerine ait ayrı dilleri ve kimlikleri olan bir alt grup olduklarına yönelik düşüncelerdir.
5.     İşaret dilinin işitme engelli bireyin iletişim ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir anadili olduğu ve işitme engelliler tarafından tercih edildiği savunulmaktadır.
6.     İşitme engellilerin sözel dili de öğrenmeleri gerektiği çünkü, günümüz dünyasında birçok bilginin yazılı biçimde sunulduğu ve okuma yazma bilmemenin kişinin toplumda engelli olarak nitelendirilmesi ile sonuçlanabileceği ileri sürülmektedir.
7.     İşaret dili yetkin bir şekilde konuşulmaya başlandıktan sonra, sözel dilin, özellikle de okuma yazma boyutunun öğretilmesi gerekmektedir.
8.     Bu yaklaşımda, çocuğun (1 yaş gibi) erken bir yaşta işaret dilini öğrenerek, iletişim boyutundaki tüm sorunlarının çözümlenerek akademik bilgilere hazır bir hale gelmiş olacağı düşünülür.
İşitme Engelli Çocukların Eğitiminde Nelere Dikkat Edilmeli
1-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların beden, hareket, zihin, dil duygu ve sosyal yönden yeteneklerine göre gelişmelerini sağlayacak eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
2-   Eğitim faaliyetleri düzenlenirken çocukların yaşları, ilgi ve ihtiyaçları ile okulun ve çevrenin imkanları göz önünde bulundurulmalıdır.
3-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimlerinde sözlü iletişim yöntemi uygulanmalıdır.
4-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitiminde erken teşhis ve erken eğitim esas alınmalıdır.
5-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların tıbbi, psikolojik ve eğitsel teşhislerinin ilgili uzmanlarca yapılması sağlanmalıdır.
6-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimlerinde ferdi farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.
7-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların , uygun teşhisleri ve uygun eğitimleri için çocuk merkezli, ferdileştirilmiş eğitim programlarının oluşturulması, geliştirilmesi önemli ve gereklidir.
8-   İşitme ve Konuşma Engelli çocuklar  için hazırlanan ferdileştirilmiş eğitim programları, çocukların bütün olarak gelişimlerini ve ihtiyaçları doğrultusunda beceri kazandırmayı  sağlanmalıdır.
9-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların işitenlerle birlikte eğitilmeleri, eğitim ve öğretim faaliyetlerinden mümkün olduğunca birlikte faydalandırılmaları esastır.
10-   İşitme  ve Konuşma Engelli   çocuklara  yönelik eğitim hizmetleri sürekli olarak çağdaş ve bilimsel gelişmelere açık, ülke şartlarına uygun ileri teknoloji kullanılmasına dönük olarak yürütülmeli, yapılan uygulamalar sürekli olarak araştırma çerçevesinde ele alınmalıdır.
11-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimlerinde içinde yaşadıkları, sosyal, kültürel ve fiziki ortama hayatları süresince bilinçli bir şekilde uyum sağlamaları ve sosyal davranışlar kazanmaları doğrultusunda faaliyetler düzenlenmesi esastır.
12-   Eğitim ve öğretim, ortamındaki İşitme ve Konuşma Engelli çocukların n  içinde yaşadıkları çevreyle tek yönlü olan bağımlılıklarının azaltılması, kurum ve aile fertlerince esas alınmalıdır.

13-   İşitme  ve Konuşma engelli çocukların eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde, bu alana ilgi duyan, bilgili ve yetenekli elemanların çağdaş teknolojik gelişmelere paralel olarak yetiştirilmesi esas olmalıdır.
14-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimleri hem çocuğun, hem de ailenin birlikte eğitimlerini ele alacak şekilde plânlanmalıdır.
15-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitim etkinliklerinde uygulanacak öğrenme – öğretme süreçlerinin, işitme özürlünün özelliklerine, performansına, kişilik yapısına, sosyal durumuna ve çevre şartlarına uygun olarak yürütülmesi esastır.
16-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitim faaliyetlerinin düzenli, plânlı ve amaçlar doğrultusunda başarılı olmasını sağlayabilmek bakımından ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, özel sektör ve vatandaşların her seviyede ve her kademede katkı ve katılımlarıyla gerçekleştirilmesi esastır.
17-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimleri sırasında sürekli değerlendirilmeli, ihtiyac ve durumlarına göre gerekli program değişikliklerine ve ortam düzenlemelerine gidilmelidir.
18-   İşitme ve Konuşma Engelli çocukların eğitimleri kulak, burun, boğaz, göz, çocuk, nöroloji, ortopedi doktorları ile psikolog çocuk gelişim ve eğitimcisi, özel eğitim öğretmeni,odyolog ,sosyal hizmet uzmanın koordinasyonu ve işbirliği ile yürütülmelidir.

İŞİTME ENGELLİ OLMAK
0 votes, 0.00 avg. rating (0% score)

Bir Cevap Yazın